{“title”: “Prof. Dr. Naci Görür’den Deprem Uyarısı: Felaket Kapıda mı?”, “content”: “
Türkiye, her yıl 17 Ağustos’un yıldönümünde Marmara Depremi’nin yıkıcı etkilerini anarken, uzmanlar bu felaketin acı izlerini daha canlı tutmaya devam ediyor. 1999 yılında yaşanan ve yaklaşık 17 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği bu büyük deprem, ülkede derin yaralar açmış ve deprem konusunda farkındalık yaratmıştı. O dönemdeki yıkımın ardından alınan önlemler ve başlatılan kentsel dönüşüm çalışmaları, Türkiye’nin deprem korkusunu hafifletmek için atılan adımlar olmasına rağmen, uzmanlar halen olası bir yeni depreme karşı uyarılarını sürdürüyor.
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yapılan araştırmalar ve jeolojik veriler, ülkenin büyük bir depreme ne kadar yakın olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Naci Görür gibi saygın deprem uzmanları, bu gerçeği gündemde tutarak, risklerin minimize edilmesi adına alınması gereken önlemlere dikkat çekiyorlar. Görür, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, herhangi bir zamanda büyük çaplı bir depremin kapıda olduğunu ve binlerce can kaybını önlemek için acilen deprem dirençli yapıların inşasının önemine vurgu yaptı. Depremle yaşamayı öğrenmek ve buna göre hazırlık yapmak, Türkiye’nin acil önceliği olmalı.”
Son yıllarda kentsel dönüşüm projeleri hızlandırılsa da, bu çalışmaların yeterlilik seviyesi halen tartışma konusu. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen projeler kapsamında, 81 ilde yaklaşık 2,7 milyon bağımsız bölümün dönüşüm sürecine alınması hedeflenmiş durumda. Ancak, uzmanlar ve halk arasında bu sürecin halen yetersiz olduğunu ve afetlere karşı tam anlamıyla güvenli yapıların inşa edilmediğine dikkat çekiyor. Özellikle İstanbul gibi büyük metropollerdeki dönüşüm projeleri, büyük riskleri azaltmak adına büyük önem taşıyor ve bu konuda çalışmaların hızlandırılması gerektiği kanısında birleşiliyor.
Deprem sigortası konusunda ise ülkede önemli gelişmeler yaşanıyor. Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), yıllardır zorunlu deprem sigortalılık oranını yükseltmek amacıyla çalışmalarını sürdürürken, yaklaşık 12 milyondan fazla konut sigortalı hale geldi. Ancak halen Türkiye’deki konutların yaklaşık yarısının sigortası bulunmuyor ve bu da büyük bir risk anlamına geliyor. Sigortalılık oranları bölge bölge farklılık gösterirken, Marmara Bölgesi en yüksek oranda sigorta kapsamına alınmış durumda. Uzmanlar, bu oranların artırılmasının hem maddi hem de insani kayıpların önüne geçmek adına büyük önem taşıdığını belirtiyorlar. Anlayış ve hazırlık seviyesinin artırılması, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşamayı kabullenişi ve beraberinde alınan önlemler sayesinde, olası felaketin etkilerini azaltmak mümkün olabilir.”}
